yazılı olmayan kuralların on senelik serüveni

iki bin sekiz yılında köpeğim mermer öldü. anneannem hayvanların ne cennete ne cehenneme gidebileceklerini söyledi. iki bin sekiz yılında sevdiklerim için arafta kalmaya karar verdim. iki bin sekiz yılında kemalettin tuğcu’yla tanıştım ve geceleri annemin sessiz sessiz ağlamalarıyla acıyı keşfettim. rabbena dualarını ezberlediğim için dedem benimle gurur duydu. iki bin sekiz yılında babamın annemi aldattığını öğrendim. o yıl insanın sevilebilmek için bedel ödemesi gerektiğini anladım. uzun bir süre herkesin beni sevmesini sağlarsam sorunlarım çözülür sandım. bunu annemden öğrenmiştim. sevilmek, annem ve benim gibilerin canla başla çalışarak hak etmesi gerektiği bir durumdu. bu dünyada yazılı olmayan kurallar vardı. bu kurallardan birisi de kimse bizi yalnızca içinden geldiği için sevemezdi. 


iki bin on sekiz yılında ne cenneti ne cehennemi tercih ettim. sonsuza kadar dünyada kalmaktı tek niyetim. sokak köpeklerini zararlı yapay mamalarla beslerken üzülmesinler diye onlara araftan bahsetmedim. iki bin on sekiz yılında sartre’la tanıştım ve varoluşun özden önce gelmesine bütün benliğimle katıldım. dedem öldü, rabbenayı unuttum. iki bin on sekiz yılında babamı nefret okyanusumdan azat ettim. karanfillere bedel ödedim. onlarınsa çeki karşılıksız çıktı. iki bin on sekiz yılında yalnızca içimden geldiği için yazılı olmayan kuralları yırtıp çöpe attım.  

yazdı

Paylaş

Bunları da okumak isteyebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir