Kapı-1

Tut ki vurgun yemişsin tecrübeli bir dalgıç olmana rağmen. Yorgunluk çepeçevre sarmış duvarlarını; senin ve insanlığın aşamadığı duvarları. Tut ki alnındaki kırışıklıklar sert bakışınla bütünleşmiş, artık bakamıyorsun kendi yüzüne. Tut ki sırtın keçeleşmiş, yaşadıkların merhem olmaktan öte sırtına belli belirsiz kamçı darbeleri vurmakta. Tut ki belindeki eğrilik, yaşayamadıklarının göstergesi olmuş. Kambursun. Kendi kamburunun yanı sıra insanlığın kamburunu da sırtlamış keçeleşmiş sırtın.

Soluk soluğa iniyordu merdivenleri. Merdiven sonundaki paslanmış, orta kısmına tekme atılmış olsa gerek, iğreti duran kapı kolunun olduğunu anımsadığı acil çıkışa doğru basamaklardan 3’er 5’er atlayarak ulaşmaya çalışıyordu. Kendince çok yaklaşmış olmalıydı kapıya. Yaşlılığa rağmen kan basıncının vücudunun her yerinde nabız yokladığının farkında olmasa gerek ki inatla süratli bir şekilde iniyordu beyaz-mavi mermerleri. Kaybedecek bir şeyi kalmadığını bildiği halde o kapıya ulaşamazsa kendini kaybedeceğini düşünüyordu. Galiba kapıya bunca değer vermesi, kaybedecek bir sevgisi olduğu zamanlardan intikam almak içindi.

Tut ki kapıya ulaştı adam. Ne bekliyordu ki onu? Hayattaki hiçbir şey içindeki huzursuzluğu doldurmuyordu halbuki. Umuda ulaşmak için adeta felç olurcasına bütün kaslarını zorlaması, kendinde bir değer oluşturma hissiydi zannımca. Tut ki kapının arkasında hayatındaki pişmanlıkları düzeltmek için bir fırsat var. Ne değişecek ki? Tatminsizlik kara delik gibi çekerken ruhunu, hatalarını düzeltse ne fayda… Tut ki sevdiği kadın Anna’nın-18 yaşında beraberken dengesini kaybedip köprüden düşüp ölmüştü- hala kalp atışını hissettiği bir bedenle karşılaşacaktı. Ne olacak ki? Hem eskisi kadar da sevmiyordu onu çünkü sevmeye devam etse biliyordu ki es geçemeyecekti onun kalbinde bıraktığı boşluğu.

Kapıyı görmüştü, 9–10 adım kalmıştı ki… Karanlığı yırtan yarasa sesleri gibi anlam veremediği bir ses… Olduğu basamakta durdu. Bir yandan yeni boyanmış kırmızı kapıya bakıyor, diğer taraftan arkasından gelen anlamadığı sesin dediklerini tekrar etmesini bekliyordu: ” Sakın bir adım dahi atma.”

yazdı

Paylaş

Bunları da okumak isteyebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir